Pervanlar Forum
Pervanlar,pervane,pervaneoğulları,pervanoğulları,fıkralar,bilmeceler,şarkılar,şiirler,cemal pervanlar,emirhan pervanlar,pervanlar forum
------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Üye Olmamışsınız veya Giriş Yapmamışsınız Lütfen Üye Olun Veya Giriş Yapınız.
Üye Olduktan Sonra Lütfen E-mailinizden Üyeliğinizi Aktif Ediniz.

Pervanlar Forum

        Pervanlar ForumHoşgeldiniz :
En son ziyaretiniz :
Mesaj Sayınız : 0

 
AnasayfaGaleriSSSAramaÜye ListesiTakvimKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Naad-ı Şerif

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
ismail_köse
Üye
Üye
avatar

<b>Cinsiyet</b> Cinsiyet : Erkek
<b>Mesaj Sayısı</b> Mesaj Sayısı : 23
<b>Doğum Tarihi</b> Doğum Tarihi : 08/06/99


MesajKonu: Naad-ı Şerif   Salı Şub. 23, 2010 9:48 pm

Arif Nihat Asya--Naat-ı Şerif

--------------------------------------------------------------------------------
Naat
Seccaden kumlardı…
Devirlerden diyarlardan
Gelip göklerde buluşan
Ezanların vardı!

Mescit mü’min minber mü’min…
Taşardı kubbelerden Tekbîr
Dolardı kubbelere “âmin!”
Ve mübarek geceler dualarımız
Geri gelmeyen dualardı…
Geceler ki pırıl pırıl
Kandillerin yanardı.
Kapına gelenler yâ Muhammed
-Uzaktan yakından-
Mü’min döndüler kapından!
Besmele ekmeğimizin bereketiydi
İki dünyada aziz ümmet;
Muhammed ümmetiydi.
Konsun –yine- pervazlara güvercinler
“Hû hû”lara karışsın âminler…
Mübarek akşamdır;
Gelin ey Fâtihalar Yâsinler!
Şimdi seni ananlar
Anıyor ağlar gibi…
Ey yetimler yetimi
Ey garipler garibi;
Düşkünlerin kanadıydın
Yoksulların sahibi…
Nerde kaldın ey Resûl
Nerde kaldın ey Nebi?
Günler ne günlerdi yâ Muhammed
Çağlar ne çağlardı:
Daha dünyaya gelmeden
Mü’minlerin vardı…
Ve bir gün ki gaflet
Çöller kadardı
Halîme’nin kucağında
Abdullah’ın yetimi
Âmine’nin emaneti ağlardı.
Hatice’nin goncası
Aişe’nin gülüydün.
Ümmetinin gözbebeği
Göklerin resûlüydün…
Elçi geldin elçiler gönderdin…
Ruhunu Allah’a
Elini ümmetine verdin.
Beşiğin yurdun yuvan
Mekke’de bunalırsan
Medine’ye göçerdin.
Biz bu dünyadan nereye
Göçelim yâ Muhammed?
Yeryüzünde riyâ inkâr hıyanet
Altın devrini yaşıyor…
Diller sayfalar satırlar
“Ebu Leheb öldü” diyorlar.
Ebû Leheb ölmedi yâ Muhammed
Ebû Cehil kıt’alar dolaşıyor!
Neler duydu şu dünyada
Mevlidine hayran kulaklarımız;
Ne adlar ezberledi ey Nebî
Adına alışkın dudaklarımız!
Artık yolunu bilmiyor;
Artık yolunu unuttu
Ayaklarımız!
Kâbe’ne siyahlar
Yakışmamıştır yâ Muhammed
Bugünkü kadar!
Hased gururla savaşta;
Gurur Kafdağı’nda derebeyi…
Onu da yaralarlar kanadından
Gelse bir şefkat meleği…
İyiliğin türbesine
Türbedâr oldu iyi.
Vicdanlar sakat
Çıkmadan yarına
İyilikler getir güzellikler getir
Âdem oğullarına!
Şu gördüğün duvarlar ki
Kimi Tâif’tir kimi Hayber’dir…
Fethedemedik yâ Muhammed
Senelerdir.
Ne doğruluk ne doğru;
Ne iyilik ne iyi…
Bahçende en güzel dal
Unuttu yemiş vermeyi…
Günahın kursağında
Haramların peteği!
Bayram yaptı yapanlar;
Semâve’yi boşaltıp
Sâve’yi dolduranlar…
Atını hendeklerden -bir atlayışta-
Aşırdı aşıranlar…
Ağlasın Yesrib
Ağlasın Selman’lar!
Gözleri perdeleyen toprak
Yüzlere serptiğin topraktı…
Yere dökülmeyecekti ey Nebî
Yabanların gözünde kalacaktı!
Konsun -yine- pervazlara güvercinler
“Hû hû”lara karışsın âminler…
Mübarek akşamdır;
Gelin ey Fâtihalar Yâsinler!
Ne oldu ey bulut
Gölgelediğin başlar?
Hatırında mı ey yol
Bir aziz yolcuyla
Aşarak dağlar taşlar
Kafile kafile kervan kervan
Şimale giden yoldaşlar!
Uçsuz bucaksız çöllerde
Yine izler gelenlerin
Yollar gideceklerindir.
Şu tekbir getiren mağara
Örümceklerin değil;
Peygamberlerindir meleklerindir…
Örümcek ne havada
Ne suda ne yerdeydi;
Hakkı göremeyen
Gözlerdeydi!
Şu kuytu cinlerin mi;
Perilerin yurdu mu?
Şu yuva -ki bilinmez-
Kuşları Hüdhüd müdür güvercin mi kumru mu?
Kuşlarını bir sabah
Medine’ye uçurdu mu?
Ey Abvâ’da yatan ölü
Bahçende açtı dünyanın
En güzel gülü;
Hâtıran uyusun çöllerin
Ilık kumlarıyla örtülü!
Dinleyene hâlâ
Çöller ses verir;
“Yaleyl!” susar
Uğultular gelir.
Mersiye okur Uhud
Kaside söyler Bedir.
Sen de bir hac günü
Başta Muhammed yanında Ebû Bekir;
Gidenlerin yüz bin olup dönüşünü
Destan yap ey şehir!
Ebû Bekir’de nûr Osman’da nûrlar…
Kureyş uluları karşılarında
Meydan okuyan bir Ömer bulurlar;
Ali’nin önünde kapılar açılır
Ali’nin önünde eğilir surlar
Bedir’de Uhud’da Hayber’de
Hakk’ın yiğitleri şehîd olurlar…
Bir mutlu günde ki ölüm tatlıydı
Yerde kalmazdı ruh… kanatlıydı.
Konsun –yine- pervazlara güvercinler
“Hû hû”lara karışsın âminler.
Mübarek akşamdır;
Gelin ey Fâtihalar Yâsinler!
Vicdanlar sakat çıkmadan
Yâ Muhammed yarına;
İyiliklerle gel güzelliklerle gel
Âdem oğullarına!
Yüreklerden taşsın
Yine imanlar!
Itrî bestelesin Tekbîr’ini;
Evliyâ okusun Kur’ân’lar!
Ve Kur’ân-ı göz nûruyla çoğaltsın
Kayışzâde Osman’lar
Na’tını Galip yazsın
Mevlid’ini Süleyman’lar!
Sütunları kemerleri kubbeleriyle
Geri gelsin Sinan’lar!
Çarpılsın hakikat niyetine
Cenaze namazı kıldıranlar!
Gel ey Muhammed bahardır…
Dudaklar ardında saklı
Âminlerimiz vardır…
Hacdan döner gibi gel;
Mi’râc’dan iner gibi gel;
Bekliyoruz yıllardır!
Bulutlar kanat rüzgâr kanat;
Hızır kanad Cibril kanad;
Nisan kanad bahar kanad;
Âyetlerini ezber bilen
Yapraklar kanad…
Açılsın göklerin kapıları
Açılsın perdeler kat kat!
Çöllere dökülsün yıldızlar;
Dizilsin yollarına
Yetimler günahsızlar!
Çöl gecelerinden yanık
Türküler yapan kızlar
Sancağını saçlarıyla dokusun;
Bilâl-i Habeşî sustuysa
Ezânlarını Dâvûd okusun!
Konsun –yine- pervazlara güvercinler
“Hû hû”lara karışsın âminler…
Mübarek akşamdır;
Gelin ey Fâtihalar Yâsinler!


Arif Nihat Asya
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Naad-ı Şerif
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Pervanlar Forum :: Etkinlikler :: Şiirlerimiz-
Buraya geçin: